31/5/2008 · Kategori: Duyurular

Ewet arkadaşlar... Ben bir karar aldım we bunu sizle paylaşmak istiyorum. Ben artık siteme ne koyim siteme ne koyim diye kara kara düşünmekten bıktım =) Bu yüzdenartık sitemde ne olmasını istiyorsanızzz bana yorum ile bildirin we ben isteğinizi yerine getiriyim =)=)=) İnş. memnun olursunuz...

31/1/2008 · Kategori: Duyurular

 

Bağımlılık Nedir?

Bağımlılık bir hastalıktır. Bir yada birkaç maddeye aynı anda

gelişebilir ve madde alınmadığı zaman fiziksel ya da ruhsal kötü

belirtilere yol açar. Bağımlılık düzelebilen ancak madde tekrar

kullanıldığında yinelenebilen bir hastalıktır. Bağımlı olan kişi tedavi

görmüş bile olsa tüm yaşamı boyunca bağımlı olduğu maddeye

karşı hassas kalacağını unutmamalıdır.

 

Madde Kullanımının Nedenleri

Bilgisizlik : 

       Tehlikeden habersiz ve bu sebeple konuyu hafife almak.

Özenti:

       Özenti sergilemede en önemli payın medyaya ait olduğu

rahatlıkla söylenebilir.

Bira-bahane:

     Diskotek ve diğer kafabulma-eğlenme yerleri. Bunlar beyaz

ölüm değirmeninin çarkları ve tuzaklarıdır. Giren büyük ihtimalle

öğütülür. Gurup baskıları: kötü arkadaş.

Merak:  

     Denerim, bırakırım kafası. Fakat bir veya iki deneme genci belki de

dönüşü olmayan yola sokmaya yeterli gelmektedir.

Moda:  

     Çevreye uyma havası... Bozuk çevre ve hasta toplum.

Bilindiği gibi hastalıklarda insandan insana kolaylıkla geçebilir.

Gençlerde tehlike sevgisi , cinsel bozukluklar , kendini aşma ,

 ispatlama içgüdüsü veya gayreti. Genetik yapının maddeye yatkınlığı.

 Gençlerdeki manevi boşluk , inanç zaafı. Bozuk aile ve hasta

toplumdan kaynaklanan güvensizlik duygusu. Gelecek  karşısındaki

kaygılar strese, sıkıntıya ve yalnızlığa itiyor. Aile yapısındaki 

bozukluklar , geçimsizlikler. Ahlaki manevi zaaflar.

Yine ailelerdeki ekonomik bozukluklar çoklukla normaliteyi  bozar.

 Bilhassa yokluktakini bunalıma ve intihara , varlıktakini şımarıklığa ,

 taşkınlığa , tahribe   yöneltir. Eğitimdeki zafiyet , yetersizlik

 ve yanlışlıklar. Maddeci felsefeye dayalı eğitimler insanları

bencilliğe (egoizme) , şahsi çıkarcılığa iten temeldeki sebeplerdir.

13/12/2007 · Kategori: Duyurular

ARKADAŞLAR BEN ALINTI YAPTIĞIM RESİM YAZI VB. ŞEYLERİ ALINTIDIR DİYE YAZIYORUM ! BU ŞEY ALINTI DİYE YORUM YAZMAYINIZ!!!...

20/6/2007 · Kategori: Duyurular

İnsanın adı bir kere Gezgin oldu mu gezeceği yer de çok oluyor herhalde diye düşünmeye başladım. Çünkü hiç hesapta olmayan bir şekilde bir Kayseri yolculuğu, hemen akabinde de Konya ve Antalya ziyaretleri karşıma çıkıverdi. Kayseri’ye çok sayıda yolculuğum olmuş, her defasında da pastırma memleketinden güzel hatıralarla ayrılmıştım.

Havası, suyu, insanı güzel olan Kayseri’nin meşhur mantısını da gurbette beraber olduğumuz dostlarımdan birinin ailesi ikram edecekti. Ama abinizin şehirde olmasını fırsat bilen bir kısım çevrelerin üniversiteye hazırlanan bazı öğencileri toplayıp karşıma çıkarması üzerine mantı planlarımızı bir başka zamana erteledik. Benzer durum diğer iki güzel şehirde de başımıza gelince ister istemez eski günlerimizi yad etmek zorunda kaldık. Bu kısa seyahatin akabinde tekrar yurtdışına doğru yol alırken bir yandan da aklım her gittiğim yerde karşılaştığım gençlerde, onların geleceğe dönük ümitlerinde, umut dolu gözlerinde ve tatlı gülüşlerinde kaldı.


Meşhur Alis Harikalar Diyarı isimli romanda Alis ile büyük, beyaz renkli tavşan seyahatleri sırasında bir ara bir yol ayırımına geliyorlar. Alis hangi yoldan gitsek acaba, derken tavşan çok sevdiğim şu cevabı verir: “Hedefini bilmedikten sonra hangi yoldan gideceğinin bir önemi yok”. Hayatta en önemli mesele her aşamada hedefini doğru belirlemek olmalı sanırım. Hedeflerini doğru belirlediklerini düşündüğüm o gençlerin isteği üzerine bu haftaki yazımda ders çalışma ile ilgili bazı tavsiyelerde bulunmak, ufak hatırlatmalar yapmak istedim.


Çok çalışmaktansa verimli çalışmak önemlidir. Çalışmanın düzenli olması, sürekliliği, adeta alışkanlık haline gelmesi verimli çalışmanın belki de en temel şartlarındandır. Çalışmak için her oturuşunuzda yeni bir şeyler öğrenmeyi hedeflemeli, çalışmanın sonunda da ogün ne öğrendiğinizi düşünmeli ve tekrar etmelisiniz. Kendi özelliklerinizi iyi tanıdığınız sürece sizin için en uygun “ders çalışma atmosferi”nin ne olması gerektiğini de tespit edebilirsiniz. Kimi öğrenci yalnız çalışmayı severken bazıları grup çalışmasından veya ikili çalışmalardan hoşlanır, verim alır. Kimi en ufak seste bile çalışamazken benim gibi bazıları tatlı bir musikinin fonda çalmasından mutluluk duyarlar. Oturduğunuz koltuktan mekanın sıcaklığına kadar her şartın az çok etkisi vardır. Kendiniz için en uygun olan ortamı önce tespit, sonra da temin etmeye çalışmalısınız.


Çalışırken aktif olun.


Monoton bir şekilde kitaptan veya ders notlarından konuyu okuyup çözümlü örneklere bakarak öğrenme şeklini terk edin veya geliştirin.


Kafa yorun, düşünün.


Bunun en güzel yolu da soru sormaktır. Takıldığınız yerleri başkalarına sorabileceğiniz gibi kendi kendinize sorular sorarak bilgilerin zihninizde daha sağlam temeller üzerine oturmasını ve kalıcı olmasını temin edebilirsiniz. Bu kolay gibi gelen; ancak genellikle faydasına inanılamadığı için uygulanmayan etkili bir tekniktir. Zorlayın, kendi kendinizi bir anlamda rahatsız edin.


Bol şekil çizin, karalama yapın Olayları net anlamaya çalışın. Anlamadan geçtiğiniz konuların zincirleme olarak ileride başka konulara da etki edebileceğini unutmayın. Şekiller, semboller bu noktada işinizi kolaylaştırabilir. Önemli gördüğünüz yerlere dikkat çekici ibareler koyun, vurgulama yapın.


Araştırmalara göre öğrendiklerimizin yarısı kadar bir kısmını 20-25 dakika içinde unuturmuşuz. Bu sebeple çalışırken ortalama 30-40 dakikalık bölümler halinde çalışmak, her çalışma bölümünden sonra 5-10 dakikalık bir tekrar yapmak, bunun ardından da 10 dakikayı geçmeyecek bir teneffüs yapmak çalışma veriminizi artırabilir. Tabii ki yazılı bir ödev yapmanız veya süreli bir sınava girmeniz bu tavsiyemin dışında kalacak bir durumdur.


Eğer hiç tekrarlama yapmazsanız öğrendiklerinizin %80’ini unutursunuz. Bu sebeple gece yatağa girmeden önce bir 10-15 dakika süre ayırıp gün içinde öğrendiklerinizin kısa bir tekrarını yapmak da çok faydalıdır.


En önemlisi de önce “inanın!” Bu işi başaracaksınız

20/6/2007 · Kategori: Duyurular

Kendine güven duygusu kaygıyı azaltır. Bu duyguyu geliştirici etkinliklere yönelmeye çalışın. Geçmişteki başarılarınızı hatırlayın. Bu başarıları tekrar yapabileceğinize inanın.

Her zaman olumlu düşünmeye çalışın. Kafanızdan kötü düşünceleri atın.

Ümitli olun. Kaygıyı ümitle yenebilirsiniz. Ümidinizi kıracak düşüncelerden uzak durun.

Gerçekçi, uygulanabilir bir planla yapılan çalışmalar, kaygının azalmasına zemin hazırlayacak ve aklınıza gelen olumsuz düşünceleri giderme bakımından etkili olacaktır. Planını uygulamayı başarabildiğini gören öğrencinin kendine güveni gelecek, iş yapabilme becerisi gelişecektir.

Hedefe yönelik çalışmaları gözden geçirin. Bunların ne kadarını gerçekleştirebildiğinizi belirleyin, gerekenleri nasıl yapabileceğinizi planlayın.

Güne kahvaltı yaparak başlamaya çalışın ve beslenmenize dikkat edin.

Yeteri kadar ve verimli bir şekilde uyumaya özen gösterin.

Dinlenme ve gevşeme egzersizlerini yapmaya çalışın.

Kendinize zaman ayırın, tiyatroya, sinemaya, geziye gidin; sosyal etkinliklere katılın. Müziğe, spora, sosyal ve kültürel etkinliklere zaman ayırmaya çalışın.

Saplantılardan kurtulmaya gayret edin. Aklınıza takılan düşüncelere değer vermeyin. "Başkaları ne der, kazanamazsam hakkımda ne düşünür?" gibi düşüncelere kapılmayın, kendi yaptıklarınıza ve yapılması gerekenlere bakın.

Olayları abartmayın. Gereğinden fazla abartılan düşünce ve olaylar, kaygıyı artırır.

Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayın. Kendinizi kendinizle karşılaştırın.

Sınavın her şey olmadığını, bu sınavla zekânızın ölçülmediğini, sınavı kazanmak kadar kaybetmenin de normal olduğunu bilin.

İsmail Baran
Zirve Dergileri OKS Rehberlik Yazarı
ihbaran@sanaldersane.com

« Önceki ::